Tarihi kalelere gözü gibi bakıyorlar

Muğla'nın Marmaris ilçesine 45 kilometre mesafedeki turistik Selimiye Mahallesinde bulunan ve tarihi uzun geçmişe dayanan kalelere vatandaşlar ve muhtarlık sahip çıkarak, bakımını üstleniyor. Mahalle sakinleri kalelerin bakımının yapılıp turizme kazandırılmasını istiyor.

PAYLAŞ
Tarihi kalelere gözü gibi bakıyorlar
Muğla'nın Marmaris ilçesine 45 kilometre mesafedeki turistik Selimiye Mahallesinde bulunan ve tarihi uzun geçmişe dayanan kalelere vatandaşlar ve muhtarlık sahip çıkarak, bakımını üstleniyor. Mahalle sakinleri kalelerin bakımının yapılıp turizme kazandırılmasını istiyor.
Dost Gazetesi - Dost Gazetesi

Muğla’nın Marmaris ilçesine 45 kilometre mesafedeki turistik Selimiye Mahallesinde bulunan ve tarihi uzun geçmişe dayanan kalelere vatandaşlar ve muhtarlık sahip çıkarak, bakımını üstleniyor. Mahalle sakinleri kalelerin bakımının yapılıp turizme kazandırılmasını istiyor.

Özellikle milyonlarca liralık lüks yatların uğrak yeri olarak bilinen ve eşsiz doğası ile hem yerli hem yabancı turistlerin tatil için geldiği Selimiye Mahallesi’ndeki, Selimiye kalesi, Hygassos (Hydas) döneminde antik şehirlerin arasında inşa edilirken, stratejik öneme sahip bir savunma mimarisi olarak çeşitli tarihsel tezlere konu olmuş yapılardan oluşuyor. Antik kentlerin savunma hattında yapılmış olması da döneminde haberleşme ve gözetleme açısından önemini ortaya koyan ve yok olmaya yüz tutmuş kalelere mahalle sakinleri bakım yapıyor.

"İmece usulü aydınlatılıyor"

İstanbul’dan Selimiye’ye yerleşen ve 6 yıldır turistik mahallede esnaflık ve bir dönem azalık yapmış olan Hakan Özönder ‘’ Ben geçen dönem azaydım zaten, Selimiye’de kalelerimiz aslında sahipsiz değil. Bütün köylü olarak kalelerimizi sahipleniyoruz, elimizden geldiğince aydınlatıyor, bayrak dikiyoruz. Bayraklarımız eskidiği zaman yenileri ile değiştiriyoruz. Kaleleri aydınlatmada aküler bittiği zaman akülerin lityum pilleri değişiyor. Üst kalemiz ve alt kalemiz var iki tane. Alt Kale tamamen güneş enerjisi ile çalışan pillerle güneş panelleri ile aydınlatılıyor. Üstteki kalemize de yaklaşık 250 metre kablo çekerek aydınlatıyoruz. Şu an ikisi de aslında faal ve kullanılır durumda hiçbir kalemiz sahipsiz değil" dedi.

"Deniz kimsenin malı değil, isteyen herkes teknesini istediği yere bağlar"

Özönder, deniz ortasındaki kaleye teknelerin ip bağlaması ile ilgili "Her halükarda insanın girdiği her yer zaman içerisinde bozulur, insanın girmeyip zarar vermediği bir yer yok. Tarihi anıtlar kurulunun ya da hangi kurum ilgileniyorsa onun oraya görevli atayıp ona göre bir düzenleme getirmesi gerekir. Çünkü biz vatandaş olarak oraya dışarıdan gelen tekneci ye tekneni buraya bağlama diyemeyiz. Deniz kimsenin malı değil eğer kalenin korunmasını istiyorsa, devlet oraya gelip bir yasa belirler yasak tabelası asar. Biz de vatandaşlar olarak hep beraber buna uyarız. Şu an tabela yok daha önce asmıştık ama fırtına rüzgar uçurdu. Biz şu an bayrağımız yerlerde olmasın diye sadece onu yeniliyoruz ‘’ şeklinde cevap verdi.

"Kaleleri gönüllü vatandaşlar ve muhtarlık gözetliyor"

Hakan Özönder ayrıca ‘’İki kalenin imkanları da tamamen kendi köyümüzün imkanları ile temel olarak vatandaşlarımızın, vatansever İnsanların yaptığı katkılardır. Para dönmeden birisi kablo verir, birisi bayrak verir, birisi 2 spot alır gençler tırmanır kabloları çeker para dönmeden yapılan kendi imkanlarımızla yapılan teberru işlemlerdir bunlar" dedi.

"Kalelerin bakımı turizm açısından da çok iyi olur"

6 yıldır Selimiye de yaşayan ve eşi ile birlikte işletme sahibi olan Coşkun Akarçay "6 seneden beri bu köyde yaşıyoruz burada turizm yangınlardan öncesine kadar çok hareketliydi. Yangınlardan sonra ister istemez ciddi bir azalma söz konusu oldu ve aşağı yukarı yüzde seksen bir düşüş yaşandı turizmde. Okulların açılması ile birlikte zaten insanların tekrar memleketlerine dönmesi buradaki hareketliliği bir nebze azalttı. Tabii ki burada havalar hala güzel ve burada işte Ekim sonuna kadar buradaki bütün esnaf beklemekte. Benim bildiğim iki tane kale var, bir tanesi işte hemen denizin içinde olan ufak bir yani gözetleme kalesi, herhalde bir de yukarıda var bir tane. Kurumların sahip çıkarak bakması bence daha da güzel olabilir. Bazı şeyler bütçe ile alakalı ve SİT alanı olduğu için şimdi oraya herkes kafasına göre gidip ben şunu şöyle yapayım öyle yapayım diyemez yani. Burada tabii ki insanların buraya geldiği zaman bir görsel bir şey olsa çok güzel olur özellikle denizin ortasındaki olan kalemizin aydınlanması orada bir hareketlilik gelirse bir müthiş olur ‘’ dedi.

"Hikayelerini yaşlılarımızdan dinledik hep"

Köyün yerlilerinden ve marangozluk mesleği ile ilgilenen Metin Orhan "Köyümüzde 3 tane kale var bir tanesi bu, bir tane denizin içinde tarihi Fener olarak kullanılan bir kale var. Evet çok fazla geçmişini bilmiyoruz yaşlarımızın bize anlattığı kadarıyla Hydaslılar dönemine dayandığı söyleniyor, yukarı yeniden yıkılıp yapılmışa benziyor Roma’yı yapılarına benziyor ya da Bizans ikisinden birisi. şimdi tam olarak söyleyemiyoruz onu tarihçiler bilir. Bildiğim kadarıyla burası ön karakol gibi çevresinde de bayağı yaşam olmuş çünkü niye derseniz, çok tarihi lahit mezar var burada mermer mezarlar var. Bir de şu karşıda bir kalemiz var ama o tamamen yerle bir olmuş yıkılmış böyle görünen herhangi bir şey yok sadece sütunları belli çevresinin duvarları aynı’’ dedi.

"Buraların tarihini bilenler köyden arsa alıyor"

Orhan, buraların araştırılması için geçmiş yıllarda bir proje olduğunu kaydeden, "25-30 sene önce o zamanlarda proje vardı ama sonra ne oldu bilmiyoruz, bir Alman vardı bunları araştırmak istiyordu başaramadı. O da izin alamadı büyük ihtimalle. Bu kalelerin bakımı sorumluluğu alınırsa iyi olur aslında. Turizm açısından en azından yabancı turistler çok gelir. Buraları bilen ve görmeye gelenler çok var, zamanında Almanlar bile belgesel yaptı, buralar ile ilgili. Bu tarihi yerleri görmek için köyde ev kiralayanlar yer satın alanlar var buraların tarihini bilerek"

"Denizin ortasında ki aslında ateş feneri"

Metin Orhan denizde yer alan kaledeki kuyunun su kuyusu değil, düşmanın gelişini belirten ateş kuyusu olduğunu iddia ederek, "Deniz Feneri ile ilgili anlatılana göre yaşlılarımızdan duyduğumuz kadarı ile biliyorum onun üzerinde bir kuyu var. Biz önce su kuyusu diye düşünüyorduk, ama içi su tutmuyor sonra öğrendik ki orası ateş kuyusuymuş. O dönemlerde onun içinde ateş yakıyorlar, buradan gelen düşmanı bildiriyor, nereden geldiğini çünkü kaleler var şimdi. Söğüt’te var, Taşlıca’da var, onlara buradan yakılan ateşle, dumanla haber ediliyor"

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN