Yaşam, ölümün yokluğundan ibaret bir olgudur. - Afi Can

Yaşam, ölümün yokluğundan ibaret bir olgudur.


"Bir namazlık saltanatın olacak, taht misali, şu musalla taşında...”
Merhaba sevgili dostlarım, köşemizin bir gününü edebiyatımıza ve dünya edebiyatına
damga vurmuş şair ve yazarlarımıza ayırmanın iyi olacağını düşünüyorum. Umarım bu
fikrime sizlerde katılırsınız. Ve ilk olarak sizlere bahsetmek istediğim şairimiz,
edebiyatımızda olduğu kadar benim hayatımda da geniş bir yer işgal eden önemli
şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı olacak.
Hayatım boyunca yüksek perdeden okunan şiirlere özendim.
Kısık sesle ya da düşük perdeden okunan şiirler, sağır olmuş yüreğime bir türlü
erişemediler. Çünkü, gençliğin alevleri içerisinde kavruluyordu benim için dünya, hiç bir
şey lav olmuş benliğime, arzularla dolup taşan ruhuma çare olamazdı o gürültü
hengamede.... Ama sonra, kitapların arasında gezinirken, yüreğim bir söz işitti. Öyle
kısıktı ki bu ses, bir serçe mırıldanması andırıyordu. Duymak için insanın yüreğinin kulak
kesilmesi gerekiyordu. O gün, usulca yüreğime mırıldanan bu mısraların beni sonsuza
kadar değiştireceğini anlamıştım.
“Bir namazlık saltanatın olacak, taht misali, şu musalla taşında...”
Ruhun Şad olsun üstad...
Bir adam kendi yaşamının otopsisini yapabilir mi demeyin dostlar. Bazıları titreyen elleri,
ılık ılık akan göz yaşları ile cesurca yapabilir bunu..
Cahit Sıtkı Tarancı, bana edebiyatı sevdiren adam, o tatlı dilli, güler yüzlü adam, elinde ki
neşteri, yüzüne yerleştirdiği acı tebessümüyle hepimiz adına vurur kendi yaşamına,
yarar ortadan ikiye ve çıkartır ne varsa onu öldüren bu dünya da...
Anlatır, yaşamın her safhasında bizleri bekleyen akıbeti, ince ince, naif naif, ürkütmeden.
Bu kadar kaba yaratılmış bir bedene, fazla ağır gelir, onun hassas olan biricik ruhu...
Bünyesi kaldırmaz çoğu zaman, dünya da insanın insana ettiği kadar insanın kendine
ettiğini de....
Merhameti ondan öğrendim. Aldatmacasız olanını, hakiki olanını... Bir çoğumuzunkinin
aksine onun merhameti işi acıma noktasında bırakmaz. Karşısındakinin acısını
paylaşma noktasına kadar götürür, onunla dertlenir, onunla içerler, çare arar, bulamazsa
oturup çaresizin yanına onunla ılık ılık ağlar, böyle bir ruha sahip adam nasıl olurda
böylesi sarsıcı bir dünyada yaşar... Elbette acılar ve keder içinde harap olarak
yaşayabilir. Bir çoğu kendine ait olmayan acıların içerisinde kaybolup gider. Acıların en
tatlısı, en asili, başkalarının acısıyla yaşar hayatı boyunca...
O da bir çoğumuz gibi kenara para yığma konusunda oldukça beceriksizdir, güç iş
olduğu kadar gereksizdir de parayla bu kadar haşır neşir olmak.. İnsanın bu dünya da
daha iyi vazifeleri olduğuna inanıar.. Bilir, anlatır, gösterir, ve kırk üç yaşında onun kartal
yürekli serçe bedeni felce yenik düşer... Ama mırıldanmaları dilden dile dolanır, gök
kubbede bir Cahit Sıtkı Tarancı yaşadı dedirtir.

afican26@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm
15Ekm

Edebiyat Günü

13Ekm

Ölüm ( Deneme)

11Ekm
08Ekm

Kerteriz Alma