Ne De Olsa Hoşgörü Kültürünün Çocuklarıyız


Bizler YUNUS Emre, MEVLANA felsefesi ile yoğrulmuş bir kültürün çocuklarıyız. Yetinmeyi ve sabretmeyi öğrenmiş olarak doğarız. Yeri gelir bir lokma ekmek, bir hırka ile hayat mücadelemize devam edebiliriz.  Genlerimize nakşolmuş, o nedenle kolay kolay da yılmayız. Kabullenmiş gibi görünen tavırlarımızın arkasında bile “Hayırlısı olsun’’ ya da ‘’ Her şerde bir hayır vardır’’ mantığı bulunur. Belki de hoşgörü, merhamet ve anlayış gösterme zihniyetimizin ve zor durumlara karşı bağışıklık geliştirmiş olmamızın temelinde olan bu özelliğimiz bizleri güçlü kılar.

 

Hoşgörülü ve anlayışlı olmak ve olduğu gibi kabul etmek ama yine de öğrenmek ve bilmeden yargılamamak, bilhassa sosyal mesafe ve maskelerin hayatımızın bir parçası haline geldiği bugünlerde bize oldukça yardımcı olacak gibi görünüyor.

Geçtiğimiz günlerde büyük bir alış veriş merkezinde müşterinin maske yerine eşarp kullandığı için  içeri alınmadığını gördüm.

Neden ücretsiz bir maske verilmediğini sorduğumda prosedürlerinin bu şekilde olduğunu öğrendim.

Müşterisini maske yerine eşarp nedeni ile geri çeviren güvenlik görevlisinin veya işletme müdürünün haklılığı tartışılmaz çünkü her işletmenin kendine özel kuralları vardır.

 

Ancak uzun süre ticaret yapmış biri olarak ister istemez bir işletmeci mantığı ile sorguladım. Geri çevirmek yerine girişte ücretsiz olarak maske verilse olur muydu?

Bu kez bir müşteri olarak empati kurunca durumun biraz da incitici olabileceğini düşündüm ve vardığım sonuç şu oldu:

En azından şu günleri atlatana kadar tüm marketlerde, restoran girişlerinde, kafelerde maskesi uygun olmayan ya da hiç olmayanlar için ücretsiz maske ve belki de eldiven verilmesi hem müşteriyi hem işletme sahibini memnun edebilir, böylelikle kimseyi kapıdan çevirmemiş olur.  Tabii ki bu türden uygulaması olan yerler de var ve onları tenzih ederim.

Kolay olmasa da pek çok badirelerden geçerek bugünlere gelmiş olan bizler için bugünleri atlatmak; İtalya, Amerika, Almanya gibi ülkelerin halklarına göre daha zor olmayacaktır.

En çok istediğim şezlongumu alıp ‘’Bir Başkadır Benim Memleketim’’ notalarının karşısında çimlere kurularak gün batımını izlemek derken, o günler de geldi.

 

Bir zamanların en doğal günü şimdilerin özleneni oldu…

Nasrettin Hoca’nın kaybettiği eşeğini tekrar bulması gibi aslında ne de kıymetli imiş fütursuzca nefes alabilmek bile…

Peki bu durumda tekrar bulunan eşek aynı mıdır, daha kıymetli mi?

Sevgilerimle

simbercana@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Şub

Bu işte bir kehanet var

02Şub

Unutmak istesem bile

26Oca
12Oca
05Oca

Sağlık olsun ama nasıl olsun