Arslan, insanlar sert polis istemiyor

Fethiye Eski Emniyet Müdürü, Emniyet Eski Genel Müdür Yardımcısı, Eski Bakan Yardımcısı, İskandinav ülkeleri eski emniyet müşaviri, Emekli İl Emniyet Müdürü, Akdeniz Üniversitesi hukuk ve rektör müşaviri, yazar ve öğretim görevlisi Avukat Feyzullah Arslan, FRT TV'de Erdoğan Cankuş'un hazırlayıp sunduğu Pozitif Düşünce programında Fethiye Emniyet Müdürlüğünden, yazarlığa ve kamudaki görevlerindeki hatıralarını izleyenlerle paylaştı. Büyük ilgiyle izlenen programa, Türkiye'nin değişik illeri ile yurtdışından çok sayıda vatandaş da yoğun şekilde mesaj gönderdi. 

PAYLAŞ

Türkiye’nin yakın zamanda çok iyi tanıdığı görev yaptığı her ilçe ve ilde ardında bir efsane bırakan Emniyet Eski Genel Müdür Yardımcısı, Eski İl Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan emniyetçi kimliğinden Avukatlık kimliğine, gazetecilik kimliğinden, üniversite hocası kimliğine, arabuluculuk kimliğinden, müşavirlik ve uzlaştırmacı kimliğine kadar her konuda görüşlerini FRT TV’de Pozitif Düşünce Programında anlattı.
 Fethiye Eski Emniyet Müdürü, Emniyet Eski Genel Müdür Yardımcısı, Eski Bakan Yardımcısı, İskandinav ülkeleri eski emniyet müşaviri, Emekli İl Emniyet Müdürü, Akdeniz Üniversitesi hukuk ve rektör müşaviri, yazar ve öğretim görevlisi Avukat Feyzullah Arslan, FRT TV'de Erdoğan Cankuş'un hazırlayıp sunduğu Pozitif Düşünceye konuk oldu. Polisin hatıra defteri, gül güldür düşündür, asayiş berkemal, danca manca ve bence isimli kitapları ile devlet tiyatroları tarafından repertuvara alınan yurtiçi ve yurtdışında sahnelenmiş Trafikabere, Ehliyet Senin Neyine dön Şinasi Köyüne, Yarınlara geç Kalmadan ve Bir Dönüş Hikayesi isimli tiyatro eserleri de bulunan Feyzullah Arslan’ın katıldığı programa büyük ilgi oldu. Özellikle kitaplarında Fethiye ile ilgili anılarının konuşulduğu programda “Kaymakamın oğluna gezi izni” “kumarhane kapatılması” “Fethiye’ye F plaka” “haberli alkol kontrolü” “horoz harekatı” gibi onlarca anı bir kez daha yıllar sonra gündeme getirildi. Adeta belgesel gibi geçen programda pandemi hakkındaki düşüncelerini paylaşan Arslan, “Önlemek tedavi etmekten daha iyidir diye bir tabir var. Önleyici aşıyı yapalım. Kovid aşısı yapalım vücut ona karşı direnç kazansın ki önleyelim hasta olmasın” dedi.
İNSANLAR SERT POLİS İSTEMİYOR
 Fethiye Eski Emniyet Müdürü ve Hukukçu Feyzullah Arslan, polisin önleyici emniyet görevini yapması gerektiğini belirtip, kitaplarında buna dikkat çektiğini vatandaşların sert polis istemediğini anlatıı. Arslan, “Güvenlikte de, emniyette de kavga olmadan kavgayı önlemek daha iyi. Benim inancım önlemek tedavi etmekten iyidir, önleyici polislik. Olay olduktan sonra hırsız çaldıktan sonra, katil vurduktan sonra, kaza olduktan sonra yakalanmışsın neye yarar. Bunlar olmadan önlersen zarar yok. Bu felsefeye inanan, önlemenin de daha bir takım daha iyi eğitimli ve donanımlı insanlar yetiştirmek. bu çerçeveden bırakın polisliği, tiyatrolar yazdım. Trafik ile ilgili tiyatro yazdım. Trafik polisinin asli görevi nedir? Trafik yolunu açık tutmak, arabası çalışmayanın arabasını itmek, yol tıkanırsa yolu açmak, kaza yapan olursa hastaneye götürmek en sonda ceza yazmak. Bizim amacımız ceza yazmak değil, bizim amacımız kazayı önlemek. İnsanlar kurallara uymamanın ötesinde ihmalkâr. İnsanlar sert polis istemiyor, sevimli ve sempatik polis istiyor olması gereken de bu. Polis kadife eldiven giydirilmiş çelik bir pençedir. Polis bir anne kadar şefkatli, bir hukukçu kadar bilgili, bir asker kadar da disiplinlidir. Onların hepsi işte bende var” diye konuştu.  
TEKNELERE NÖBET OLAYI
Kitabında geçen Şövalye Adası başlıklı anıyı da değerlendiren Feyzullah Arslan, “Fethiye’de ilk defa ada’lı bir yerde görev yaptım.  Orada da yaşayanlar var, adli ve polis olaylar oluyor. Bir olay oluyor haber veriyorlar biz gidemiyoruz, bizim teknemiz yok tekne kiralayacak paramız da yok. En sonun da çözümü şöyle bulduk, müşteri götüren tekneler var veya tekneleri olan kişiler var. Kaymakam ve Vali ile dedim ki “ teknelere nöbet yazalım, orada çalışan tekneleri olanlara nöbet yazalım her gün birisi nöbetçi olsun. Gönüllülük esasında nöbet yazdık, daha önceleri benden eski oraya her gün bekçi yazılıyormuş. Şimdi nasıl çözüm bulunuyor bilmiyorum” ifadelerini kullandı. 

YURTDIŞI GÖREV ÇOK ŞEY KATTI
Emekli Emniyet Müdürü ve Avukat Feyzullah Arslan, yurtdışı görevinin kendisine çok şey kattığını belirterek, “Yabancıların yaşantılarını öğrendik, özellikle de İskandinav ülkeleri, demokrasinin beşiği olan ülkeler. Nüfusları az, imkânları geniş o insani değerleri gördük. Polise çok iş düşmediğini gördük, daha ötesi de cumartesi-Pazar akşam 5’ten sonra aramadığı rahat ettiği insan olduğunu dinlenmeye ihtiyaç olduğunu, dinlendiğini gördük. Orada yaban eller de insanımızın yalnız kaldığını, çaresiz ve dostsuz kaldığını gördük onlara dost eli uzattım. Türkler Avrupa da Türk gibi yaşıyor. Hem çok üst makamları yaşadım, hem de yabancı dilim var, İngilizce öğretmeniyim. Onun ötesinde avukatım, hukukçuyum. Onların dertlerine tercüman olduğum için de orada ki yabancılar değil Türkler beni çok sevdi. Ama yabancılar da bana diyor ki “ sen nasıl polis oldun?” sen tiyatro yazarısın, kitap yazarısın, hukukçusun, işletmecisin. Sen daha başka şey ol diyor. Onlardan da değerini gördüm. Yurtdışı Emniyet Müşavirliği hizmetlerinin ve sorumluluğunun çok önemli olduğu bilinciyle hareket ettim. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Büyükelçiliğimizin de talimat ve destekleriyle İskandinav Ülkeleri Polis Teşkilatlarıyla, Türk Polisinin, ortak çalışmasına işbirliği yapmasına elimden geldiğince gayret gösterdim. İskandinav ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın ve Türkiye’de yaşayan İskandinav ülke vatandaşlarının sorunlarıyla yakından ilgilenmeye, çözüm getirecek makamlara iletmeye özen gösterdim. Birçok konuyu da “Önlemek, Tedavi Etmekten Daha İyidir” mantığıyla önceden önlem alarak oradaki vatandaşlarımızla birlikte çözümleme yolunu seçerek, ortak güç ve ortak aklı kullanmaya çalıştım ve tabi yurtdışı Emniyet Müşavirliği hizmetlerinin ve sorumluluğunun çok önemli olduğu bilinciyle hareket ettim” dedi. 
HİÇ YORULMUYORUM
Emniyet Müdürlüğünden emekli olmasına rağmen çalışmayı ve koşturmayı bırakmayan Feyzullah Arslan, hiç yorulmadığını, çalışmaktan keyif aldığını ifade etti.  Arslan, “Eğitime çok önem veriyorum. Bilgi ve birikimimi genç nesille paylaşmak için gece gündüz yollardayım. Bahçeşehir Üniversitesinde sosyal sorumluluk  dersi veriyorum. Akdeniz Üniversitesinde Genç Hukukçulara Adalet etiği dersi ve hukuksal etik dersi veriyorum. Vakıf komisyon üyesiyim ve tabi Avukatlık yapıyorum. Bildiklerimizi aktarmak bizim görevimiz. Onun için yorulmuyorum. Eğitim olmazsa hiçbir şey değişmez. Ülkemiz ve milletimizin geleceği eğitimli, güzel düşünen, üreten, ülkesine faydalı olmak için gece gündüz çabalayanlarla ancak mümkün olacağına inandığım için yorulmuyorum” diye konuştu. 
HUKUKA HER ZAMAN İNANIRIM
Düne kadar suçlularla mücadele ederken bugün Avukatlık yapmanın nasıl bir duygu olduğu sorulunca Arslan, “Hukuka her zaman inanan bir insanım. Bunu geçtiğimiz günlerde  ‘Hukuksal Etik’ dersinde hakem ve hakim arasındaki farkı sorduğum öğrencilerin verdiği bir espiri ile cevaplayayım; Geçtiğimiz günlerde üniversitede öğrencilere online olarak internet üzerinden Hukuksal Etik dersi verirken hükm sözcüğünü anlatıyordum. Hükm sözcüğünün Arapça’dan geldiğini ve güç, hükmetmek, yetkili salahiyetli olmak, egemen olmak, buyruğunu yürütmek, egemenlik vb anlamına geldiğini anlattım. Arapça’nın çekimli bükümlü dil olduğunu hükm kelimesinden hakim, hekim, hakem, hakan, hükümdar, hükümet, hakimiyet, hakkaniyet vb kelime örnekleri verdim. Anlatırken, Türkiye’de işine çok karışılmayan kararlarında özgür bırakılan, zor, güç yeten üç meslek vardır. Bunlar hakim, hakem ve hekim dedim. Hakimin kararı, hakemin düdüğü, hekimin raporu çok zor değiştirilebilir diye anlattım. Bu arada öğrencilerin derse katılımını sağlamak için genel olarak sordum; Hakim ile hakemin en önemli farkı nedir? Herkes çok farklı cevaplar verdiler. Ancak en son bir kız öğrencinin cevabı doğruydu. ‘Nereden öğrendin’ diye sordum. ‘Bir bulmacada sorulmuştu. Oradan öğrendim’ dedi. Cevap aynen şöyle ve beklediğim doğru cevap; Hukukta hakim ceza verirse içeriye atar, Futbolda hakem ceza verirse dışarıya atar. Ancak sonuçta ikisi de atar; birisi içeriye, birisi dışarıya” ifadelerini kullandı. 
EMPATİ YAPARIM
Memuriyet hayatı boyunca ve halen empati yapmayı sevdiğini anlatan Feyzullah Arslan, “Memuriyet hayatımda bana intikal eden olaylarda hep empati yapmaya, durumdan vazife çıkarmaya, konulara tez elden vatandaş yararını da düşünerek çözüm bulmak öncelikli hedefim olmuştur. Kamu yönetiminde istenilen de bu olup, modern yönetimde müşteri memnuniyeti asıldır. “Müşteri velinimetimizdir” atasözü de bu anlayıştan gelmektedir” şeklinde konuştu.
HAYAT FELSEFESİNİ ANLATTI
Feyzullah Arslan, hayat felsefesini anlatırken oldukça duygusal ifadeler kullanıp, görev yaptığı yerlerden örneklerde verdi. Arslan, “Hayat felsefem ve vicdani kanaatim gereği insanlara elimden geldiğince başkalarının derdini dertetmek, yardımcı olmak, yol göstermek, sorunlarını çözmek, acısını ve mutluluğunu paylaşmak, bildiklerimi aktarmak, her zaman amacım olmuştur ve mutlu etmiştir beni. Aslında herşeyin temelinde sevgi yatıyor. Ananızı, babanızı, evladınızı, arkadaşlarınızı, mesleğinizi, memleketinizi sevmezseniz, hayat sizin için hiçbir şey ifade etmezse, hiçbir şeyi dert etmez ot gibi yaşardınız. Hayat felsefem ve vicdani kanaatim gereği insanlara elimden geldiğince başkalarının derdini dertetmek, yardımcı olmak, yol göstermek, sorunlarını çözmek, acısını ve mutluluğunu paylaşmak, bildiklerimi aktarmak.Bu inanç bana güç veriyor ve emekli olmak yerine üretmek ve hayata değer katmak için yorulmadan ve dinlenmeden çalışıyorum” dedi. 
İLGİNÇ ÖRNEK UYGULAMALARI 
Avukat Feyzullah Arslan, Antalya İl Emniyet Müdürlüğüne atandığı zaman Antalya’da yaptığı bir açıklamada, Fethiye’ye en yakın olduğu için Antalya emniyet Müdürlüğü görevini tercih ettim” sözleri ile Fethiye sevgisini de ortaya koymuştu. Arslan, Antalya Emniyet Müdürlüğündeki unutulmayan karakol hikayesini de hatırlattı.  “2006-2009 yılları arasında Antalya Emniyet Müdürüyken Antalya Karaoğlan (Kaleiçi) Parkında iftar sonrası etkinliklerin olduğu panayır Pazar kuruluyordu. İftardan sonra oldukça kalabalık buraya geliyor vatandaşlar alışveriş ediyor çay kahve içiyor  geziyorlar ve sahura kadar vakit geçiriyorlardı. Buraya Ramazan süresince, Emniyet Müdürlüğü olarak geçici karakol oluşturuyorduk. Bu karakolun adını Ramazan Karakolu olarak belirledik ve Ramazan isimli tüm polisleri buraya görevlendirdik. Sanırım 15 civarında Ramazan isimli polis vardı. Bayramda da Bayram isimli polisleri görevlendirip bayram sonrası da karakolu buradaki panayır sona erdiği için kaldırıyorduk. Bu husus hem teşkilatın hem de vatandaşların “Ramazan+ Bayram adlı polislerden dolayı” ilgisini çekmişti…
ÖNERİLERDE BULUNDU
Bir koltukta adeta ondan fazla karpuz taşıyan ve Türkiye’nin en önemli dönemlerinde emniyet camiasının içerisinde en üst görevlerde bulunan Elazığ, Kocaeli ve Antalya illerinde Emniyet Müdürlüğü de yapan emekliye ayrıldıktan sonra Antalya’ya yerleşip, burada “Arslan Hukuk Bürosu” açan Av. Feyzullah Arslan, gençlere önerileri konusunda, “Türkiye çok çalkantılı zamanlarda geçirdi. Bunların içinde hep ben vardım ama hep doğrucuydum. Hiç kimsenin adamı olmadım. Hep vatandaşın adamı, doğrunun adamı, mesleğin adamı oldum. Dolayısıyla çok fırtınalı dönemler geçti. Çok tepelere de geldik, çok aşağılara da indik. Torpille birilerin desteği ile değil, kendine yaslanan ayakta kalırmış. Eğitimimle, meziyetlerimle, niteliklerimle hep bir yerlerde olmaya çalıştım. Herkese eşit davranmak, hak edene hakkını vermek, yardım isteyene yardım etmek. Polisin görevlerinden biri, engellilere yardım eder, çocuğa yardım eder, zorda kalana darda kalana yardım eder. Siyaset belediye başkanlığı aklımdan geçen bir şey değil di, ben çok düşünmedim belki düşünsem belki olabilirdi de. Siyasetin de bir takım oyunları var, siyaset demokrasi çok iyi bir rejim ama seçmenin niteliklisi ve iyi niyetlisi, kötü niyetliyse demokrasi biraz sıkıntıya uğruyor. Siyaset artık değişmeli veya siyasetten medet umanlar değil de siyasete medet verenlerin elinde olması gerektiğini düşünüyorum. Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalırmış, dertler de paylaştıkça azalırmış. O nedenle iyilerin çoğalması, kötülerin de azalması için. Çocuklar hayat piyangosunun çok pahalı alınmış biletleridir. Onlara büyük ikramiye çıkması biz büyüklerin elindedir. Çocukları iyi yetiştirmek gerekiyor, çocuğun gözyaşını silmeyen oturup onunla birlikte ağlar. Her türlü güzelliğin kaynağı eğitimdir. Çağın hastalıkları var, sanal, bilgisayar, telefon öteki kötü alışkanlıklar. Önce bir nitelikte olacaksın, kötü alışkanlıklar kazanmayacaksın bir takım sıkıntıları gidereceksiniz. Kurallara uymak lazım, kendini geliştirmen lazım… Kendine güvenmek lazım başkasına güvenmemek lazım, hazırcı olmamak lazım ve de araştırıcı nitelikli biri olmamız gerekiyor. Zamanı iyi kullanmak lazım, en kıymetli şey zaman. Zamanı iyi değerlendirmek lazım ben değerlendirdiğimi düşünüyorum” diye konuştu.  
SED MEDYA EKİBİ KARŞILADI
Öte yandan SED Medya Yönetim Kurulu ve Muğla İnternet Gazetecileri Federasyonu Başkanı  Seda Köktener ve SED Medya Genel Müdürü Sıdıka Kölemen’in karşıladığı Fethiye Eski Emniyet Müdürü ve Avukat Feyzullah Arslan kitaplarını da imzalayıp, sundu. Bu arada Fethiye ile eski anılarını da Köktener, Kölemen ve Erdoğan Cankuş’la paylaştı. 

Dost Gazetesi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN