"İnsanoğlu yalnız değildir. Bir ada gibi bağımsız ve tek başına değildir. Hepimiz bir bütünün parçasıyız." - Afi Can

"İnsanoğlu yalnız değildir. Bir ada gibi bağımsız ve tek başına değildir. Hepimiz bir bütünün parçasıyız."


Su’dan sebepler köşemizde ilk yazım. Genel yayın yönetmenimiz Sıdıka Hanım'ın nezdinde Arzu Hanım ve diğer tüm SED Medya ailesine, dosthane yaklaşımları ve bana sizlerle buluşma imkanı tanıdıkları için teşekkür ederim. Umarım yazarlık kariyerimde ki bu yolculuğum da uzun süreli birlikteliğimiz olur.  

 Gazetede bana açılan bu köşe de, hayatın renksiz, karanlık tarafları olduğu kadar halen renkli, canlı ve aydınlık tarafları olduğunu da işlemeye çalışacağım. Üzerimize bulanmış olan duygu ve düşüncelerin ilintili oldukları sebepleri birlikte sorgulama şansımız olacak. 

 Bu güzel bir şey, nihayetinde insanoğlu yalnız değildir değil mi? Tüm insanlar bir bütünün parçasıdır.  Bir yerlerde bir avuç toprak parçası kopsa, denize aksa, koca bir kıta küçülür.  Dünyanın herhangi bir yerinde bir ülke yok olsa, bir ev yansa kendi evimiz yanmış, yaşadığımız ülke yok olmuş gibi üzülmeliyiz. Bizlerin de o büyük bütünün bir parçası olduğumuzu unutmamalıyız. O halde birimizin başına gelen talihsizlik hepimizi ilgilendirir demektir bu. Biz de hayatımızı şekillendiren gerçeklerin su dan da olsa sebeplerini birlikte irdelemeli ve çözüm aramalıyız. O yüzden köşemizin adı "su’dan sebepler" oldu. Umarım birbirimizin sesi olmayı başarabiliriz. Dedikten sonra köşemizin ilk yazısına geçelim.

 Bu hafta Fethiye Belediyesi'nin düzenlediği Likya Kitap Günlerine bölgenin yazarı olarak katıldım. İlk romanım olan Berduş'u imzaladığım genç bir arkadaşım bilindik bir soruyu, farklı bir cevap alma ümidiyle sordu. 

YAZARLIK NEDİR? 
Çalıştığım yerden sormuştu genç adam. 

 Üzerinde bir hayli kafa yorduğum bu soruyu genç adama izah edebilmem için vakit gerekliydi.
Diğer kitapseverleri bekletmemek adına, "duygu ve düşüncelerini anlaşılır, sade bir biçimde yazıya dökmektir." Diyerek, bilinen klasik cevabı verip geçiştirmeye niyetlendiysem de içim el vermedi. Yanıma davet ettim. 

“İnsanoğlunun 400, bilemedin 500 kelimeyle hayatını tamamladığını biliyor musun? “

Dediğim de gözleri parladı, kaşları bildiği bir şeyi hatırlamak ister gibi yukarı kalktı. Ama sessizliğini bozmadı. Gün içerisinde kullandığı kelimeleri saymaya çabalar gibi hali vardı. Bunun üzerine bende konuşmaya devam ettim. 

“Acılarımızı, sevinçlerimizi, sarsıntılarımızı ifade etmek için topu topu 500 kelimeye ihtiyaç duymamız inanılır gibi değil, değil mi?” Dediğimde dudaklarını büküp, kafasını aşağı yukarı belli belirsiz salladı. 
“Kuşkusuz düşündüklerimizi ifade edebilmenin bilinen en eski yollarından biri, yazmak eylemi, lakin, her cümle, her mısra hayalleri canlandırmak kudretinde değildir. Bunların bazıları hayalleri canlandırdıktan kısa bir süre sonra yıpranıp, silinir gider. Artık zihinde herhangi bir şey uyandırmazlar. O zaman bunlar boş sesler haline gelir. "Seni seviyorum." Her şey vatan için" gibi.

 Bu ve benzeri içi boşaltılmış kelimelerin başlıca faydaları bunları kullananları düşünme gerekliliğinden kurtarması olur. Gençlikte öğrendiğimiz birkaç pratik formül, birkaç beylik söz stoku sayesinde ömrümüzü geçirmeye yetecek olan malzemeyi elde ediyor ve böylece yorucu olan düşünme külfetinden kurtuluyoruz. Toplumu ve karşımızdakini zahmetsizce yanıltmanın yollarını bulmuş oluyoruz. Düşünce özgürlüğünün bir an bile akla gelmediği toplulukların ilahlarını, kanunlarını adetlerini tartışma konusu etmekten daha büyük bir suçun bulunmadığı bu dönemde yazarlık kelimesinin bugün anladığımız anlamı dışında bir anlamı ancak, bu içi boşaltılmış kelimelerin yeniden içlerini doldurmak manasına gelebilir. Yani yazarlık bugün için pek bir anlam içermeyen kelimelerin yeniden içlerinin doldurulmasıdır. Diyebilirim sana.” dedim.  Genç adam sevinmişti. Bende memnun olmuştum. En azından artık okurken duymak istediklerini değil artık yazılanları okumasını bilecekti.


 Sağlıcakla kalın sevgiyle kalın. 
 

afican26@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm
15Ekm

Edebiyat Günü

13Ekm

Ölüm ( Deneme)

11Ekm
08Ekm

Kerteriz Alma